Kunduracı Boşnak “Koca Nazo”
Baki Kanıcı18 Ekim 2026, 18:49 · 3 okunma



Nazif Erten
Sevgili dostlar sizlere Bucamıza simge olmuş isimlerinden bir olan heykelden İstasyon caddesine döndüğümüzde sağ taraftaki dükkanlardan birinde Topçu Metin ve Camcı İsmail’in dükkanlarından önceki dükkanda kundura tamirciliği yapan iri cüsseli gırtlak kanseri sonrası boğazında açılan trakeostomi nedeniyle sesini duyamadığımız ama herkesle anlaşan sessiz bir esnaf olan kunduracı Nazif amcanın hikayesini anlatacak ve onu da “Buca’nın İnsanları” tarihine iliştireceğim.
Köken olarak Boşnak olup mübadele yıllarında Balkanlardan gelen bir ailenin çocuğu olarak 01.03.1926 yılında Karaburun Mordoğan Çatalkaya’da dünyaya gelmiş Nazif amca. Çocukluk yılları önce Mordoğan sonra Urla’da geçmiş, askerliğini Çankırı’da Süvari olarak yaptıktan sonra İzmir’e dönmüş. Hikayenin bundan sonraki kısmını oğlu Latif Erten ağabeyim şöyle anlatıyor:
“Babamım askerlik anılarını biz 9-10 yaşlarında iken dinlerdik. Askerlik dönüşü ailesi ile İzmir’in Buca ilçesine yerleşmişler. babasını daha 7 günlük iken kaybettiğinden, ailesinde annesi ve kendisinden 17 yaş büyük abisi, iki erkek yeğeni ile Buca da Dumlupınar mahallesinde yaşamıştır.”
BEN BABAMIN SESİNİ HİÇ DUYMADIM
“Babam ve annem 8 Şubat 1959 yılında İzmir’de evlenmişler, annemin adı Ayşe Naile. Babam evlendikten 1 yıl sonra 1960 yılında ben 3 aylık iken İstanbula ameliyata gidiyor “günde 6,5 paket sigara içtiği için” gırtlak kanseri oluyor ki o zamanlar bugünkü gibi filitreli sigaralar yokmuş. Ben babamın sesini hiç duymadım. Tabiki babam Nazif usta için çok daha zorlu bir hayat başlıyor. Çünkü ameliyat sonrası sesini kaybediyor. Ancak yıllar içinde çok kısık olarak fısıltı şeklinde konuşabiliyor.
Babam kunduracı Nazif usta mesleğini askerlik yaparken öğrendiğini ifade ederdi. Aslında askerlik yaşına kadar bi çok meslekte çalışmış biri eskilerin deyimi ile olarak gerçek bir zanatkardır. Biz çocuklarına bir çok işte çalıştığını ama en çok kendi mesleği olan ayakkabıcılık mesleğini çok severek yaptığını söylerdi. Gerçekten de elinden her iş gelirdi. Özellikle Buca da 1950 yıllarında ısmarlama ayakkabılar, kadın (Zenne) ayakkabıları ve jokeylere körüklü çizmeler yapardı. Zaten o yıllarda Buca’da çok ustada olmasa gerek. İlerleyen yıllarda, el yapımı yanısıra ayakkabı tamir işine devam ederek iki yeğenini ve beni öğretmen kızkardeşimi de mühendis olarak okutup meslek sahibi yapmıştır. Babamın her zaman söylediği; bir çekiç ile ne yapar eder sizi okuturum, bunu çok istiyorum derdi. Hatta benim babam yoktu okuyamadım derdi. Babamız rahmetli ne kadar doğru demiş, baba insanın arkasında Koca bir ‘’DAĞ’’mış; Nazif ustanın ilk dükkanı Buca eski belediye binası(şimdiki Buca Belediyesi Kent Belleği sergisi binası) karşısında küçük dar uzun bir dükkandı ve önünde dut ağacı olduğunu anlatırdı. Daha sonra biz çocuklarının da bildiği ve 80 yaşına kadar çalıştığı Çapa lokantısına na 3 dükkan aşağısında , Mustafa Patır’ın dükkanı şimdiki Eylül kırtasiyenin olduğu yerdeydi. Bucada yaşayanlar bu güzel güzel dostukları çok iyi bilir. Babam 80 Yaşına kadar çalıştıktan sonra sağlıklı bir şekilde yaşadı, Buca üçkuyulardaki kahveye her gün gitmeyi ve arkadaşları ile Dama oynamayı çok severdi. Yürüyüş yapmak, sağlıklı olmak için için dikkatli beslenmek temel yaşam felsefesiydi. Hatta bize söylediği en önemli sözü belli yaştan sonra 3 beyazdan sakının dikkatli olun diyerek ” Şeker, Un ve Tuz’a” dikkat vurgusu yapardı. Bir çok eski toprak diyebileceğimiz Bucalılardan biriydi, hayata karşı sağlam güçlü bir duruşu ve ölünceye dinamik bir yapısı vardı. Sanırım kendisini herkesde bu şekilde anımsar. Onu tanıyanların kendisine Boşnak “Koca Naho” dedikleri babam Nazif usta 3 Şubat 2017 de 91 yaşında, annem 3 Aralık 2019 yılında vefat etmiştir. Buca da eski diş hekimlerinden babamında dişçisi; babam vefat ettikten sonra, ‘’babam için bir ulu çınardı o’’ deyişini oğlu olarak hiç unutamam.” diyerek babasını ve öyküsünü büyük bir gururla anlattı. Benim görevim de onun bu sımsıcak öyküsünü siz Bucalılarla paylaşmak oldu.
Huzur içinde uyu elindeki çekiç, bileğindeki güç ve yüreğindeki gurur ile imkansızlıklar içinde bizlere bir öğretmen, bir mühendis çocuk (oğlu Latif Erten, kızı Latife Erten Caran’ı) armağan eden Boşnak Koca Nazo amca, melekler yoldaşın olsun.


