Köşe Yazıları

Dramalı Abdullah Ağa’nın Oğlu

Baki KanıcıBaki Kanıcı5 Ekim 2026, 06:50 · 4 okunma
Paylaş:

“Avcı İsmail”

İsmail Altınel

Ben İsmail amcayı şimdi üzerinde Mavi Şehir adını koydukları bir mimarlık ve inşaat faciasına dönmüş alan olan, içinde yazlık Yeni Sinemanın olduğu eski pazaryerinin yanındaki sokakta, kafasında şapkası, sırtında yelek ve av çantası ile hatırlıyorum. Yeşil bir arkası açık belki de Buca’da olmayan jipi vardı, o jipi bazen Yanıkkahveler’de avcı kulübünün önünde, bazen Üçkuyular’da Avcılık ve Atıcılık Kulübünün önünde görürdüm.

Beyaz bir önlüğü vardı kızlarının birinin o zamanın SSK diye bilindiği hastaneye iş kıyafetiyle gider gelirdi, en ufak çocuğu Gürsel’i de tanırdım uzaktan.

Eşi Suzan teyzenin yüreğinin güzelliğini o zamanlar yan komşuları olan Sumru’nun (Beygo) anlatırken gözlerinin içi güldüğü, ona ve kardeşine yaptığı elbiselerin güzelliğinden biliyorum.

En eski ailelerinden biri olan ALTINEL ailesinin hikayesini sizlerle paylaşıp onları Buca tarihine yerleştirme nedenlerinden biri Gürsel’e sorduğum Altınel soyadı nereden geliyor sorusuna verdiği cevap oldu. “Abdullah dedem çok bonkör ve yardımsever biriymiş ondan almışız bu soyadını” Abdullah dedenin yüreğinin güzelliğini de zapt-ı rap altına almış olmak istedim Gürsel’den ailesini anlatmasını istedim. Sağolsun kırmadı beni, işte size Dramalı Abdullah dede ve eşi Emire Altınel’in çocuklarının hikayesi.

“Ailem

1923 yılının Ekim ayında Dedem Abdullah, babaannem Emire ve babam İsmail, Selânik-Drama’dan muhacır olarak Buca’ya Özdemir sokakta (şimdiki 88 sokak) bulunan tek katlı Rum evine gelmişler.

Daha sonra babamın 3 kardeşi Mehlika-Necmiye-Ahmet Buca’daki evde dünyaya gelmiş.

Babam ilk ve ortaokulu Buca’da bitirdikten sonra liseyi Namık Kemal Lisesinde bitirerek, Samsun’da askerliğini yaptıktan sonra İktisat fakültesini bitirmiş ve Alaybey’de bulunan Petrol Ofisi muhasebe bölümünde işe başlamış. Çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra annem Suzan Altınel‘le tanışmış. 1953 senesinde evlenmişler. 1954 te Günseli ablam, 1957 de Günser ablam,1960 yılında ben dünyaya gelmişim.

Büyük halam Mehlika İzmit’e gelin gitmiş, küçük halam Necmiye 1964 yılında Aydın’a doktor olarak tayini çıkmış, amcam Ahmet ise 1963 senesinde Maraş’ta elektrik mühendisi olarak mecburi hizmetini yaparken elim bir kaza sonucu rahmetli olmuştur.

Babam İsmail ALTINEL, bir av hastası olduğundan, 1963 yılında yeşil bir jeep almış ve ava gitmek için onu kullanmıştır.

Komşularımız Fuat-Suat BAĞLAN kardeşler ve babaları Hüsamettin dede babamı av konusunda hiç yalnız bırakmadılar.

Hüsamettin dedenin meşhur düdüklerinden bir tanesi bende halen mevcuttur. Uzun yıllar Yanıkkahveler’de bulunan Avcılar cemiyetinde başkanlık yapmıştır.

Babam 1978 yılında geçirdiği kalp krizi sonucunda vefat etti. Annem ise 2020 senesinde kaybettik.

Soyadımızı Drama’dan geldikten sonra soyadı kanunu çıkınca, dedem çok bonkör birisi olduğu, herkese yardım ettiği için o yüzden ALTINEL koymuşlar.

Annemin babası Mehmet Aksu Kırım’dan gelmiş, anneannem Kamile Aksu Ankara Beypazarı, annem İzmir doğumlu.

Annem 1944 yılında İzmir Kız Lisesinden mezun olunca o da Petrol Ofisinde işe başlamış, babamla orada tanışmışlar. Hatta babam şöyle derdi. “Ben annenizi eşli Ping pong maçı yaparken eş olarak seçerdim, sonra yaşamımda eş olarak seçtim.”

Büyük ablam iktisat mezunu ve Egebank ve THY de çalıştı.

Küçüğü ise Buca SSK hastanesinde Biyolog olarak laboratuvarda çalıştı.

Ben 2 yıl özel şirkette sonrası 24 yıl Kemalpaşa Belediyesinde mühendis ve Fen İşleri müdürü olarak görev yaptım.

Babam 05.05.1923, annem 19.03.1926 doğumlular.

Ailenle ilgili unutamadığın bir anın var mı diye sordum İnşaat mühendisi Gürsel Altınel’e

Çocukken annemle Kemeraltı’na gitmiştik. Ben orada güzel bir tahta tren görmüştüm. Ona sahip olmak için çok mücadele ettim, ağladım, sızladım ancak annem almadı. Dönüşte evde babam ağladığımı anladı. Neden ağladığımı sorunca ben de tren meselesinden bahsettim. Bir şey demedi. Ertesi gün akşam koskocaman bir kutuyla geldi. İçinde kocaman bir pilli tren çıktı. O kadar çok sevinmiştim ki hemen kurup oynamak istedim. Fakat babam benden daha çok çocukmuş ki bana trenle oynama fırsatı bile vermedi. Hem sevindim hem de üzülmüştüm.”

Sevgili okurlarım sizlere yüreği zengin Dramalı Abdullah dede ve çocuklarını tanıtmanın huzuru içerisindeyim. Gösterdiği kardeşlik ve yardımından dolayı sevgili arkadaşım Gürsel Altınel’e hem kendim hem Bucalılar adına teşekkür ederim.

Baki Kanıcı
Baki Kanıcı

Bucakent Gazetesi Yetkilisi

Yazarın diğer yazıları

Tümü ›

Yorum yazın

Yorumunuzu göndermek için oturum açmanız gerekir. Yazdığınız metin kaybolmaz; giriş yapınca yorum kutusunda sizi bekler.

Oturum aç ve gönder Üye ol
Yukarı Çık