Köşe Yazıları

Bunlara Bir Şey Demeli

Sosyal medya, her gün onların haberleriyle doluyor. Edindikleri ya da uydurdukları kimlikleriyle her gün bir şekilde boy göstermek tek işleri. Ya bir ziyaret, ya bir yemek, ya bir karşılama.

İcraat yok, hizmet yok, konuşmak yok, proje yok.

Bomboş adamlar ama sosyal medyayı alabildiğine dolduruyorlar. Eskiden, ne ad verildiğini hatırlayamadığım böyle tipler vardı. İşleri, marifetleri, kişilikleri yok ama davetlerden hiç eksik olmazlardı. Aksine onları davetlere çağırmak da bir yarış haline gelmişti.

Böyle insanların dünyasında yaşıyor ve bilerek ya da bilmeyerek böylelerine değer veriyoruz.

Etrafınıza bakın, böylelerini hemen fark edeceksiniz. Sizi bile kafakola almışlarsa vay halinize. Medya bunları koruyor ve belki de kullanıyor ama asıl kullanılanın kendisi olduğunu da unutuyor.

ÇAKALLARIN MAĞDURA DÖNÜŞMESİ

Bir Türk markası olan bankamatikçilerin kökünün kazınamamasının ana nedeni mutasyon yani ciddi bir değişim göstermesidir.

Bunlar, her siyasi harekette amip gibi çoğalıyor ve hücrelerin içinde en nadide yerlerini alıp koruyorlar.

Böylelerinin bünyeden atılması için girişilen çabaların sonuçsuz kalması mağdura dönüştürülmeleriyle bağlantılı bir gerçektir.

Tespit edildiklerinde ve çalışmadan para aldıkları kanıtlandıklarında bile mağduriyet kisvesi değişmemektedir. Bağlı oldukları kurum her neyse bünyeyi kurt gibi kemiren bankamatikçiler, onlara karşı çıkanları bile bir gün ‘işten atılma’ vahameti bahanesiyle karşı cepheye, yani yanlarına alma becerisine sahiptirler.

“Çakal” kimliğini bunun için hak ederler.

Gerçek, sözün özüdür.

Çok konuşuldular, çok eleştirildiler ama kimse onların kıllarına bile dokunamadı. Dokunabildikleri de göstermelik cinsinden birer şov örneğiydi.

Hepsi, eşeklerini sağlam kazığa bağlamış, hepsi dersini çalışmış ve hepsi yüzsüzlüklerini mağduriyet zırhıyla sarmalamayı başarmışlardır.

Bakın; onlara dokunan yanıyor. Kuyruklarına basıldığında ispiyoncuya dönüşüyorlar. Operasyon düzenlenen belediyelerin önemli bölümünde bankamatikçiler ciddi sayılara ulaşmış durumda.

Mağduriyet, duyarlılık içeren bir kavram ve mağdurların taraftar toplama şansları daha büyük…Bugün yaşanan ve yarınlara uzanacak böyle tablolar, çözümsüzlük kıskacından kurtarılma şansını da yok ediyor.

Çakallara mağdur, mağdurlara çakal gözüyle bakacak hale getirilen bir toplumda çözüm nasıl olsun ki?

——-

DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRSÜN

İnsanlar, dostlarını en iyi borç alıp verirken tanır.

Ülkelerin farklı durumu vardır. Mesela Türkiye’nin.

Türkiye, 1980’li yılların başından beri; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’ini tanıyan ülkeyi dost bileceği mesajını vermesine rağmen bu mesaj konjonktürel nedenlerle bir türlü alınamamış, özellikle İslam ülkelerinden beklentiler, her seferinde suya düşmüştür.

Örneğin ‘Tek devlet olalım’diye çırpınan Azerbaycan’ın Kıbrıs’ı tanımaması, bizde hep kalp kırıklığına neden olmuştur.

Kıbrıs’ı yine dost bildiğimiz Pakistan ve Orta Asya Ülkeleri, bu kalp kırıklığına katkı sağlayan tutumlarıyla dostluk kavramını tartışılır hale getirmişlerdir.

Her ne kadar Birleşmiş Milletler de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ‘yasal biçimde kurulmuş bir devlet’ olarak kabul etmese de ve bu ülkeler, BM’nin kararını boz almışlarsa da Nahçıvan Özerk Cumhuriyet Meclisi’nin, 1992’de cesaret örneği gösterip Kıbrıs’ı tanıması ilginçtir. Her ne kadar bu tanıma yetkisizlik kimliğiyle sembolik olsa da bir jest olarak örnek kabul edilmiştir.

Ülkelerin bir biriyle dostluğu, vize uygulamalarından çok ötede böyle örneklerle anlaşılabilmektedir. Kıbrıs’ı tanıdığını açıklayan hiçbir ülkenin BM’den ihraç edilmesi beklenmemelidir. Belki bir uyarı, belki bir bilgilendirme tepkisi yaşanabilir ama bu bile yalnızlığa terk edilmiş bir ülke için teselli edici niteliktedir.

Neticede Türk’in tek dostu yine kendisidir ve barışçı kimliğiyle tabuları yıkmaya çalışmadığı için pozisyonu hep böyle olacaktır.

Yazarın diğer yazıları

Tümü ›

Yorum yazın

Yorumunuzu göndermek için oturum açmanız gerekir. Yazdığınız metin kaybolmaz; giriş yapınca yorum kutusunda sizi bekler.

Oturum aç ve gönder Üye ol
Yukarı Çık